Zafer Algöz'ü Cem Yılmaz filmlerinden tanıyorum ve sevdiğim bir oyuncu. Geçtiğimiz günlerde ikinci el bir kitap uygulamasında gezerken Haşırt Dı Bilekbord isimli anı kitabına denk geldim. Daha önce aklımda kitabını almak gibi bir düşünce olmamasına rağmen kaliteli içeriğe sahip olduğuna emin olarak sipariş ettim.
Kitap daha ilk satırlardan itibaren beni içine çekti çünkü kendi yazılarımı yazarken benimsediğim samimi üslup Zafer Algöz'de de vardı. Sıcaklık ve anlatımın sadeliği nedeniyle çok hoşuma gitmesine rağmen kitabın yarısına geldikten sonra kişisel sebeplerden dolayı bir süre kitap okuyamadım. Yaklaşık üç haftalık aranın ardından kitabı tekrar okumaya başladığımda iki günde bitirdim.
Kitaptan kısaca bahsetmem gerekirse: Cem Yılmaz önsözüyle başlayıp birinci bölümde Kemal Sunal, Fatma Girik, Sadri Alışık ve daha birçok isimle olan anılar anlatılıyor ikinci bölümde ise Zafer Algöz kendi hayatından birkaç hatıra paylaşıp sonsöz ile kitap sona eriyor.
Herkesin kitaplardan beklentileri farklıdır, okumaktan keyif aldığı bazı tarzlar vardır ama benim belli başlı okuduğum bir stil yok. O yüzden bir kitabın kapağının hoşuma gitmesi, arkasındaki yazı veya yazarın adı beni o kitabı okumaya teşvik edebiliyor. Anı kitaplarında ise donanımlı veya ilgi duyduğunuz birini okuyorsanız keyif almama ihtimaliniz sıfıra düşüyor. Bunu yakın zamanda okuduğum Rutkay Aziz ile Söyleşi kitabında da tecrübe etmiştim. Kaliteli insanların kaliteli anıları oluyor.
Her insanın hayatı, yaşanmışlıkları, tecrübeleri çok özel. Eğer paylaşmayı seçiyorsa bundan faydalanmak, sadece sayfa sayısı olarak bakmamak, yaşanan tarihe ışınlanmak gerek. Mesela ben kendimi bildim bileli evimde televizyon vardı ve herkeste olduğu için normaldi. Kitapta Zafer Algöz evlerine ilk televizyonun geldiği günü anlatıyor ve o tarihlerde dünyada olmadığım için bu durum ekstra ilgimi çekiyor.
Bakış açımı paylaşma sebebim, kitabı incelerken ve tavsiye ederken ne taraftan baktığımı görmenizi istemem.
Eğer siz de benimle yakın bakış açısına sahipseniz, kitabı okuyun derim.
Buraya kadar olan kısım birinci bölümdü, kişisel düşüncelerimi minimum detay vererek paylaştım. Şimdi ikinci bölüme geçiyoruz ve bundan sonraki kısım kitaptan öğrendiğim kelime ve kavramlarla ilgili dolayısıyla bilgi içerebilir, belki bunları bilmeniz kitabı daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir.
Münekkit: Arapça kökenli bir kelime olup, edebiyat veya sanat eserlerini her yönüyle inceleyip değerini ortaya koyan kişi, yani eleştirmen anlamına gelir.
Lakerda: Özellikle torik veya palamut gibi balıklardan dilimler halinde kesilerek yapılan, tuzlu suda bekletilerek hazırlanan bir tür balık mezesidir.
Menkıbe: Din büyüklerinin, tarihi şahsiyetlerin veya velilerin hayatlarını, gösterdikleri kerametleri ve ahlaki davranışları konu alan, genellikle halk arasında ağızdan ağıza yayılan anlatı ve hikayelerdir.
Taras Bulba: Rus yazar Nikolay Gogol'ün ünlü tarihi fantastik romanı ve bu romanın başkahramanıdır. Ukrayna Kazaklarının Polonya Krallığı'na karşı verdiği mücadeleyi ve kahramanlıklarını konu alır.
Metin Kaçan (Ağır Roman) • Gaftici Fethi: Türk edebiyatının yeraltı dünyasını harika yansıtan yazarı Metin Kaçan'ın kült eseri Ağır Roman'da geçen ve sinema uyarlamasında da yer alan ikonik bir karakterdir. "Gaftici", sokak argosunda hırsızlık yapan, kurnazca veya gizlice mal çarpan kişileri tanımlamak için kullanılır.
Topuk selamı çakmak: Askeri bir terimden türemiştir; topukları birbirine vurarak resmiyet ve saygı çerçevesinde sert bir selam vermek anlamına gelir. Günlük dilde ise bir otoriteye karşı tam bir itaat veya saygıyla selamlama durumunu nitelemek için kullanılır.
Manej: Binicilik eğitimi verilen, etrafı çevrili açık veya kapalı özel alana denir.
Sunturlu: Genellikle "sunturlu bir küfür" veya "sunturlu bir yalan" şeklinde karşımıza çıkan, şiddetli, çok ağır, yaman veya gösterişli anlamlarına gelen argo kökenli bir ifadedir.
Patiska: Çok sık dokunmuş, pürüzsüz, hafif ve genellikle pamuklu olan kaliteli bir tür beyaz kumaştır.
Mandepsi: "Mandepsiye basmak" deyimiyle sıkça duyulan bu kelime, tuzak, hile veya düzen anlamına gelir. Birinin oyununa gelmek durumunu ifade eder.
Yardakçılık: Kötü veya gizli işlerde birine yardım etme, çanak tutma ya da şakşakçılık yapma durumudur. Genellikle olumsuz bir yan anlam taşır.
Tuluat: Yazılı bir metne dayanmadan, sahnedeki oyuncuların o anki duruma göre içlerinden geldiği gibi, doğaçlama bir şekilde geliştirdikleri geleneksel Türk tiyatrosu türüdür.
Charlie Chaplin ve Robin Williams: Biri sessiz sinema döneminin dâhisi, diğeri modern dönemin en üretken aktörlerinden olan, trajedi ile komediyi harmanlama becerileriyle sinema tarihine damga vurmuş iki efsanevi sanatçıdır.
Müşfik Kenter: Türk tiyatro ve sinemasının en karakteristik sesine ve oyunculuğuna sahip, Kenter Tiyatrosu'nun kurucularından büyük usta. Seslendirdiği şiirler (özellikle Orhan Veli) ve hayat verdiği dramatik karakterlerle hafızalara kazınmıştır.
Ganita: Trabzon'un merkezinde yer alan, deniz kenarında bulunan tarihi, turistik ve kültürel açıdan kent sakinleri için sembolik öneme sahip ünlü bir çay bahçesi ve park alanıdır.
Zırvalık: Akla, mantığa sığmayan, saçma sapan ve değersiz sözler veya davranışlar bütünüdür.
Meddahlık: Tek bir sanatçının (meddahın) yüksekçe bir yerde oturarak, mendil ve sopa gibi basit aksesuarlarla farklı karakterleri taklit ederek hikayeler anlattığı, geleneksel Türk taklit ve anlatı sanatıdır.
Nordmende: Özellikle 20. yüzyılın ortalarında radyo, televizyon ve ses sistemleri üretimiyle dünya çapında ün kazanmış klasik bir Alman tüketici elektroniği markasıdır.
Maiyet: Bir üst görevlinin ya da yöneticinin yanında bulunan, onun buyruğu altında çalışan kimseler, alt kadro veya refakatçiler anlamına gelir.
Kesif: Yoğun, sıkı, saydam olmayan ya da ağır (koku, duman vb. için) anlamlarına gelen Arapça kökenli bir kelimedir.
Tragedya: Kökeni Antik Yunan'a dayanan, seyircide acıma ve korku duyguları uyandırarak ruhu tutkulardan temizlemeyi (katarsis) amaçlayan, ciddi ve hüzünlü bir sonla biten tiyatro türüdür.
Mavra: Argo dilde boş lakırdı, geyik muhabbeti veya eğlenceli sohbet anlamında kullanılır. "Mavra yapmak" şeklinde sıkça duyulur.
Barbut: Genellikle iki zarla oynanan, şansa dayalı, eski ve yaygın bir tür kumar oyunudur.
Fatma Girik: Türk sinemasının "Dört Yapraklı Yonca"sından biri olan, mert, dik duruşlu ve toplumsal sorunlara değinen karakterleri canlandırmasıyla tanınan, usta oyuncu ve eski siyasetçidir.
Mıcır: Genellikle yol yapımında, beton hazırlığında veya peyzajda kullanılan, kırılmış küçük taş parçalarıdır (çakıl).
Kortej: Genellikle bir tören, gösteri veya bayram sırasında bir araya gelerek belirli bir düzen halinde yürüyen insan grubu, geçit alayıdır.
Abandone: Boks teriminden dilimize yerleşmiştir. Yediği darbelerle artık kendini savunamayacak duruma gelmiş sporcular için kullanılır; günlük dilde ise şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez, sersemlemiş durumdaki insanları tarif eder.
Erguvan: Bahar aylarında morumsu pembe renkte çiçekler açan, özellikle İstanbul Boğazı ile özdeşleşmiş, tarihte asaletin rengi sayılan bir ağaç türü ve bu ağacın çiçeğinin rengidir.
Kemani: Klasik Türk müziğinde keman çalan sanatçılara verilen unvandır (Örn: Kemani Tatyos Efendi).
Zeki Müren (Paşa): Türk sanat müziğinin "Sanat Güneşi" olarak anılan, eşsiz diksiyonu, sahne tasarımları ve devrimci tarzıyla ülkenin en çok sevilen ve saygı duyulan sanatçılarından biridir. Halk arasında sevgi ve saygının bir ifadesi olarak "Paşa" lakabıyla anılmıştır.
Yalın Tolga: Türk tiyatro ve dizi dünyasının kıymetli oyuncularından biridir; özellikle klasikleşmiş pek çok yapımda sergilediği karakter oyunculuğu ile tanınır.
Zırtçılık: Halk kültüründe ve geleneksel anlatı geleneğinde yer alan, bir nevi uydurma sanatıdır.
Yazıyı hazırlarken Google Gemini'den destek aldım.
---
15.07.2026
---
📖 Bu yazıyı beğendiysen Yapay Zeka • Ayşegül İldeniz veya Sahnede Yaşamak • Rutkay Aziz ile Söyleşi isimli yazılarım da ilgini çekebilir.
📚 Kitap İncelemeleri kategorisindeki diğer tüm yazılarım için: Kitap İncelemeleri
🔔 Beni Instagram'da takip edebilirsin: @mrtsevinc.com.tr
🏠 Diğer tüm yazılarım için: mrtsevinc.com.tr